ÖZ
Amaç
Çalışmamızda yenidoğan yoğun bakım ünitemizde (YYBÜ) izlenen prematürelerin adölesan dönemde büyüme özelliklerini değerlendirmeyi amaçladık.
Yöntemler
2001–2002 yıllarında doğan ve hastanemiz YYBÜ takip edilen prematüreler 2016 yılında değerlendirildi. Veritabanından hastalara ait prenatal, natal, postnatal, 6–7 yaş ve adolesan dönem takip verileri elde edildi. Değerlendirmede büyüme ölçütleri (boy, kilo, vücut kitle indeksi), Türk çocuklarının büyüme eğrileri ve hedef boy formülü kullanıldı. Büyümeye etki eden faktörler (maternal sorunlar, neonatal dönem morbiditeleri vb.) sorgulandı.
Bulgular
Çalışmaya 37 preterm (19 kız, 18 erkek) dahil edildi. Ortalama gebelik yaşı 31,5 (28–34) hafta, doğum ağırlığı 1298 (820–1870) gramdı. Altı yenidoğan (%17,6) ve 3 adolesan (%8,1) boyca 3 persentil altındaydı. Tüm olgular 6–7 yaşta boyca normal persentillerdeydi. Yirmi altı adolesan (%70,3) hedef boya ulaşmıştı. Yenidoğan döneminde 11 prematüre (%29,7), okul döneminde bir çocuk (%2,7) ve bir adolesan (%3) ağırlıkça 3 persentil altındaydı. Yenidoğan döneminde, bir olgunun boyda ve 2 olgunun ağırlıkta 90 persentil üzerinde olduğu görüldü. Okul döneminde 6 olgu boyda, 2 olgu ağırlıkta 90 persentil üzerinde iken; adolesan dönemde 1 olgu boyda, 6 olgu ağırlıkta 90 persentil üzerindeydi. Obezite sıklığı adolesan dönemde %2,7’den %13,5’e yükselmişti. Doğum ağırlığı 3 persentil altındaki olguların %90‘ı adolesan dönemde normal ağırlık persentillerine ulaşmıştı. Okul çağı ve adolesan dönemde hedef boya ulaşmada prenatal, natal ve postnatal risk faktörleri ile anne sütü alma süresinin etkili olmadığı saptandı.
Sonuç
Çalışmamızda, okul döneminde tüm olguların boyca normal persentillerde olmasına rağmen ergenlikte olguların %8,1’nin 3 persentil altında olduğunu saptadık. Ayrıca ağırlıkça 3 persentil altında olan olguların sıklığı okul dönemi ve ergenlik döneminde benzerdi. Bu sonuçlar, büyüme yakalamasının okul yıllarında sağlanabilmekle birlikte, ergenlik döneminde sağlanamadığını yansıtmaktadır. Bu durum prematüre doğan bireylerin büyümelerinin dinamik bir süreç olduğunu göstermektedir.


