ÖZ
Amaç
Bu çalışma, 2013 yılında Türkiye’de yürürlüğe giren iş sağlığı ve güvenliği (İSG) Kanunu No. 6331’in etkilerini incelemiştir. 2007–2023 yılları arasında zorunlu sigortalı çalışanlar arasında iş kazası (WrA), meslek hastalığı (OD) ve işle ilişkili ölüm (WrM) oranlarını analiz etmiştir. Ayrıca, kamu kurumları ve 50’den az çalışanı bulunan düşük riskli iş yerleri için İSG hizmetlerinin 2025 yılında zorunlu hale gelmesinden önceki durumu ortaya koymayı amaçlamıştır.
Yöntemler
Türkiye Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan (SGK) elde edilen veriler kullanılarak, 81 ildeki eğilimler epidemiyolojik, gözlemsel ve tanımlayıcı bir yöntemle değerlendirilmiştir. “4-1/a zorunlu sigortalı” çalışan sayısındaki değişiklikleri dengelemek amacıyla dolaylı standardizasyon uygulanmış; böylece iller arasında standardize edilmiş (s) sWrA, sOD ve sWrM oranlarının karşılaştırılması sağlanmıştır.
Bulgular
Çalışma döneminde Türkiye’deki sigortalı çalışan sayısı neredeyse iki katına çıkmıştır. Bölgesel eşitsizlikler belirginleşmiş; batı illerinde sWrA oranları daha yüksek, doğu illerinde ise sWrM oranları daha fazla gözlenmiştir. Zonguldak, Bilecik, Kütahya, Manisa, Bartın, Karabük ve Kocaeli, dönem boyunca en yüksek standardize oranlara sahip iller arasında yer almıştır. Kanunun yürürlüğe girmesinin ardından sWrA oranları Karadeniz bölgesinde artış göstermiş, Marmara bölgesinde ise sOD oranlarında sınırlı bir artış gözlenmiştir. sWrM oranlarında ise farklı illerde zirveler görülmüş olup, bu artışların Doğu Karadeniz bölgesinde kümelendiği izlenmiştir.
Sonuç
Bu çalışma, Türkiye’deki iş sağlığı ve güvenliği sistemine ilişkin yapısal zayıflıkları ve bölgesel eşitsizlikleri ortaya koymaktadır. 2025 yılında Kanun No. 6331’in kapsamının genişletilmesi iyileştirme için bir fırsat sunmaktadır; ancak OD tanılamasındaki yetersizlikler, WrA raporlamasındaki eksiklikler ve bölgesel uygulamalardaki eşitsizlikler dikkate alındığında, önemli yapısal açıkların sürdüğü görülmektedir.


